İçeriğe geçin

Bir Vardı Bir Yok

Saat tam 03:30. Günlerden … Sahi günlerden ne bugün? Hem ne anlamı var? Biraz uzatmak isterim ama hemen konuya giriyorum.

Az çok biliyorsunuz artık sevme özürlü olduğumu. HEP hayal ederiz ya uzun boylu, esmer tenli, huyu şöyle, kişiliği böyle diye. HEP öyle biri var aslında diye ümitle ararız, bekleriz. Ve her yeni gelende “işte bu” demek isteriz. Ama nedense HEP bir şeylere takılır kalırız, ya da istemediğimizi bile bile takarlar, taktırırlar.

Değerli bir arkadaşıma söylediğim gibi hep sinema perdelerinde buluruz aradığımız aşkları. Birçok film etkilemiştir beni ve birçok karakter tabii ki. Ama içlerinde bir tanesi var ki… Türkçeye “Aşka  iki hafta” diye tercüme edilen 2002 yapımı bir film. Başrolleri söylememe gerek yok, zira beni ilgilendiren tek bir kişi var (Karakter değil, kişi). Sandra Bullock.

Bu kadın…. öyle ki …….. HEP …… Her …… Daima kusursuz.

Filmde anlatılansa bildiklerimizi ve istediklerimizi yıkar cinsten hani. İki tamamen zıt, farklı ideolojileri ve amaçları olan insan. Buna rağmen ortaya çıkan bağlılık. (sizin anlayacağınız dilde AŞK). Bu anlamda ortaya çıkan düşünce,
Ya sürekli beraberlik aşkı getiriyor, ya farklı olmak yakınlaştırıyor?

Yani…

Uzaksanız başaramazsınız, aynıysanız mutlu olamazsınız. Ama sürekli beraber olmak çabuk ayrılık getiriyor ve yine biliyoruz ki -ben biliyorum- farklı olmak da mutluluk vermiyor insana.

Sonuç; Aşk denilen şey yok galiba.

Söyleyecek bir şeyin yok mu?