İçeriğe geçin

Dışsal Özgürlük ve Türkiye’de Vatandaş Olmak

Özgürlük tanımı herkese göre farklılık gösterebilir. Köle olmamak, istediğini yapabilmek, davranışları belirlemek ve hatta yaşıyor olmak bile özgürlük tanımının içinde ayrı ayrı düşünülebilir. Peki dışsal özgürlük nedir? Sartori’ye göre ‘Özgür olabilmek için, bir şey yapmaya iznin olması, yapabilir olman ve buna gücün olması gerekir.’ Sorunun asıl temeli burada yatmaktadır; izin… İzin sadece bireyin kendisiyle ilgili olmadığı için, dışsal özgürlük şartları ile ilgilidir. Ve dışsal özgürlük ‘bağımsızlığı, hukuki – siyasi korunmayı ve gerekli eylem hallerini’ tanımlamaktadır.

Dışsal özgürlüğün temel noktaları ve bu noktaların ülkemizde uygulanışına bakalım. Bağımsızlık hakkında söylenecek pek fazla bir şey yok. Zira bu olgu da nesnel bir yapıda değildir, herkes kendi bağımsızlığını tanımlamakta serbesttir. Ancak hukuki ve siyasi korunma, kişilere göre farklılık göstermez, en azından göstermemesi gerekmekte. Belirli örnekler vermeye gerek yok, ama sadece ülkemizde olan olayları ve tepkileri düşünün. “Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yargı ve siyasi otoriteler önünde eşittir.” diyebilir misiniz?
Dışsal özgürlük seviyesi, bulunduğunuz çevrenin koşullarına bağlıdır. Çevredeki olgunluk, anlayış ve bu anlayışa bağlı ‘izin’, sizin dışsal özgürlüğünüzü belirler. Bu dönemde, dışsal özgürlükler olarak daha da ileriye gittiğimizi düşünebilir miyiz? Tabi ki düşünebiliriz, ama gerçekçi olmayı da unutmadan düşünmek gerekli, yargının ve farklı siyasi fikirlerin savunulması izni ne kadar büyüdü ülkemizde? Yargı ne kadar özerk? Sen – ben ayrımı ne kadar az? Ve bu ‘az izin’ durumunun ortadan kalkması için gereken “gerekli eylem hallerini” ne kadar savunabiliyoruz, ne kadarına müsaade ediliyor?
Dışsal özgürlüğün diğer bir noktası da, değiştirilebilir koşullara dayanmasıdır. Yani bir durumu özgürlükle bağdaştırabilmek için, o koşulun değişme şansı olmalıdır. Statik olan hiçbir durum özgürlükle ilişkilendirilemez. Yine ülkemize bakarak nelerin değişme şansı olduğunu görebiliriz! Miktar olarak tatmin etmeyebilir belki ama, dışsal özgürlüğün belki de son emareleri o az gördüğümüz fakat önemli olan koşullar, durumlardır.
Burada anlaşılması gereken durum, dışsal özgürlüğün sadece fiziki özgürlük olarak görülmemesi. –hoş, fiziki özgürlük de tartışılabilir!- Önemli olan ülkemizde özgürlüklere ne kadar önem verildiğidir. Kimin özgürlükten ne anladığı değil, her anlayışa göre özgürlüğün sınırları ne kadar geniş o önemli. Hiçbir kavramı tam anlayamadığımız için, kantarın topuzunu bir türlü ayarlayamıyoruz. Yeri geliyor dikta rejimlerinde olabilecek kararları alıyoruz, yeri geliyor ‘fikir özgürlüğü’ diyerek bölücü fikirlere ses etmiyoruz. Ama eleştirel ve yorumlayıcı gözle olaylara bakıp, düşüncesini söyleyen insanlarımız için ‘fikir özgürlüğü’ geçerli olamıyor. İşte burada da dışsal özgürlüğün temeli olan, hukuki – siyasi korunma ve eşitlik çıkıyor karşımıza. Aynı tanımlamalar farklı kişiler için neden her defasında ayrılaşıyor ülkemizde hiç mi merak etmiyoruz? O halde dışsal özgürlük konusunda zayıfız denilebilir mi? Ya da soruyu şöyle soralım, zorla dayatılan görüntüler içinden istediğimizi izlemek özgürlük müdür? Zira olay aynı, sadece açılar farklı.
Hem içsel hem dışsal özgürlük kavramlarını ideolojiler temeline oturtarak yorumlamaya çalışmak ne kadar doğru olabilir bilmiyorum. Çünkü bu kavramların esas noktası, durumlara ve kişilere göre farklılık göstermemesi. Başta da dediğimiz gibi, hukuki – siyasi ve inançsal sistemde herkesin eşit ama aynı zamanda özgür olması gerekir. Bunlar ülkemizde ne kadar geçerli, sizin düşüncelerinize kalmış. Korkmayın, az da olsa özgürlüğümüz var halâ! Düşünün…
E. Deniz

Söyleyecek bir şeyin yok mu?