İçeriğe geçin

İMKB ve Türk Yatırımcısı

Biliyorum, İMKB ve Türk yatırımcısı diye bir konu olamaz. Çünkü borsa piyasasının çoğu yabancı yatırımcıların (!) elinde. Ama değerli kurumumuz TÜİK, bizleri hâlâ en çok kazandıran finansal yatırım aracı olduğunu söyleyerek cezbetmeye çalışıyor.

Diğer bütün dünya borsaları ile kıyaslandığında, Türkiye’nin sahip olduğu faiz oranları ve vergi sistemi Türkiye’yi bir adım önde tutuyor. Böyle olmak zorunda, çünkü yıllardır sıcak parayla dönen, sıcak para girişinde sıkıntı olduğu zaman ekonomisi sıkıntıya giren bir ülkeyiz. İMKB’nin yeterli derinliğe henüz  ulaşamaması da, spekülasyon hareketlerinin daha sık ve kolay gerçekleşmesine neden oluyor.

TÜİK’in Ağustos ayı raporunda:

2010 Ağustos ayında en yüksek reel getiri, ÜFE ile indirgendiğinde % 0,75, TÜFE ile indirgendiğinde ise % 1,50 oranlarıyla İMKB 100 Endeksi’nde gerçekleşmiştir.

ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından Amerikan Doları %-3,12, Euro %-2,01, külçe altın %-1,80 ve mevduat faizi %-0,50 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir. TÜFE ile indirgendiğinde ise ve mevduat faizi % 0,24 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, Amerikan Doları %-2,40, Euro %-1,27 ve külçe altın %-1,07 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir.

şeklinde buyurmuşlar. Bu sözlerin üzerine aslında söylenecek pek bir şey yok. Kısa vadeli önlemler, günü kurtarma uğruna yüksek tutulan faizler, Türk Lirası’nın gereğinden fazla değerli halde olması yıllardır dillendirilen ancak hâlâ devam eden bir düzenin parçalarıdır. “Paramız değerli işte, ne güzel.” fikri ne yazık ki ekonomide geçerli değil. Bu durumun ne kadar güzel olduğunu anlamak için üreticiye ve ihrâcatçıya sormak gerekli. Yüksek maliyet, düşük kazanç üreticiyi tüketici sınıfına sokuyor. İhrâcatçı da üretim olmadığında ya da yeterli kazancı sağlatmadığında farklı alanlara yöneliyor. Bunun için yıllara göre tarımsal üretime ve dış ticaret oranlarına bakmak yeterli. “İhrâcatımız 100 milyon doların üstüne ilk defa bu dönemde çıktı.” demek, bardağın inatla dolu tarafından bakmak demektir. Aynı şekilde “İthâlatımız da yine dönemde rekorlar kırdı.” tavrını da düşünmemizi gerektirir. Ama ısrarla iyi yolda olduğumuzu düşünmek için birçok sebep bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin! Bir örnek de benden olsun: Hâlâ batmadık, ve yaşıyoruz ne güzel…

Söyleyecek bir şeyin yok mu?