İçeriğe geçin

Michelangelo Merisi Caravaggio (Biyografi) I

“Belinde sallanan kılıcı, kendisini izleyen uşağı ile her an bir kavga ya da tartışmaya hazır bir şekilde kasıla kasıla yürüyerek bir davetten diğerine gidiyordu.”
Kuzeyli bir ressam olan ve o sıralarda Roma’da misafir olarak bulunan Van Mander’in Michelangelo Merisi Caravaggio’yu gördükten sonra yazdığı bir cümledir bu. Yaşadığı dönemde gücü ve dehası kabul edilmiş bir kişi. Kendisinin fazlaca farkında olan ve bunun sınırsız tatminini kimi zaman gösterişli tavırları, kavgacılığı ve serseriliği ile dışa vurmuş bir sanatçı.
Kimisi ondan “sanatçı kimliğinin” ilk abartılı ifadesi olarak bahseder.
Caravaggio Markizi Francesco Sforza’nın kâhyalığı yapan, mimarlık ve dekorasyon gibi işlerle uğraşan (anlayan) Fermo Merisi isimli bir baba ve Lucia Aratori isimli bir annenin muhtemelen en küçük çocuğudur Michelangelo. Ailenin diğer bütün çocukları büyük ihtimalle Milano’da doğmuş. Kesin olmamakla birlikte söylenen salgın hastalıktan kaçan ailenin Milan’a 30 km uzaklıktaki Caravaggio’ya yerleşmiş olduğudur.
Hareket ve macera dolu yaşamı, Milano yakınındaki ona ismini veren Caravaggio kasabasında başlamış. Eğitimini, çağının pek çok sanatçısının izlediği yollardan geçerek tamamlamış: 11 yaşında Simone Peterzano’nun yanına girmiş ve usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişmiştir.

Daha sonra, 1588- 1592 arasındaki bir tarihte Roma’ya gitmiştir. Bazılarının bahsettiği kadarıyla; Roma’ya geldiğinde beş parasız, “yarı çıplak”, kalacak yeri olmayan, yarı sefil bir haldedir. Birkaç ay sonra Papa VIII. Clement’in en iyi ressamlarından Giuseppe Cesari’nin yanında çalışmaya başlar. Bilinen ilk tablosu “Meyve Sepetli Oğlan”1 1593 tarihinde yapar. Tablosunda modellik yapan kişi, Roma’daki arkadaşlarından biridir. Bu 16 yaşındaki Sicilyalı Mario Minniti’dir. Ressam Prospero Orsi ve Mimar Onorio Longhi ile de önemli dostluklar kurmuştur bu dönemde.
Roma’ya geldikten birkaç yıl sonra 1594 yılında Cesari’nin yanından ayrılır. Kendi ayakları üzerinde durmaya başlamıştır artık. Roma bu dönemde “Karşıreform” hareketinin etkisiyle kilise tarafından sanata büyük önem verildiği canlı bir sanat merkeziydi.
Caravaggio’nun Roma’da bulunduğu sıralarda Rönesans’ın tüm etkilerini inceleme imkânı bulduğunu, antik kalıntıları, Michelangelo ve Raffaello gibi büyük ustaların eserlerini gördüğünü, incelediğini düşünmek sanırım yanlış olmaz. Ancak erken çalışmalarında daha çok Giorgione ile ifadesini bulan bir kuzey duyarlılığı söz konusudur ve Roma’daki ilk dönemlerinde de bu anlayışı sürdürmüştür.

Zamanla natürmort gerek dinsel gerek günlük hayattan sahneleri içeren erken dönem çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. 1596 (bazı kaynaklarda 1597) tarihli “Meyve Sepeti ” adlı resmi, bağımsız bir natürmort çalışması olarak batı resim sanatında bu alandaki erken örneklerden birisidir. Caravaggio’nun bilinen tek natürmort eseridir. Milano’da, Pinacoteca Ambrosiana’da bulunmuştur. Tablonun kardinal Borromeo tarafından satın alındığı veya kardinal del monte tarafından kütüphaneye bağışlandığı düşünülmektedir.

Bazı konuları farklı ele alışlarının yanı sıra Caravaggio, erken çalışmalarında bile üslupsal bir yenilenmenin ipuçlarını vermektedir. Resimler, tek bir kaynaktan gelen yoğun ışık kullanımı, nesnelerin dokularının sunumu konusundaki ustalık ve olayın doruk anının aktarımı ile barok özellikleri yansıtmaktadır. Onun dramatik etkiyi arttırıcı ışık kullanımı, tenebrizm ya da Caravaggioculuk adı verilen bir yaklaşımın doğmasıyla sonuçlanacaktı. Figürler, koyu bir fon üzerinde sunulurken, yoğun bir ışık huzmesiyle aydınlatılan resimsel mekânda oluşan ışık-gölge karşıtlığı sonucu hacim kazanmaktadır. 1596-1600 arasına tarihlenen “Emmaus’da Yemek“, tenebrizmin izlenebildiği erken Caravaggio resimlerinden birisidir. 1600-1601 yıllarında yaptığı bu tablo İngiltere’de London National Gallery’de bulunmaktadır.

Caravaggio okumaya devam edin…

Söyleyecek bir şeyin yok mu?