İçeriğe geçin

Michelangelo Merisi Caravaggio (Biyografi) II

Yazının ilk kısmını okumak için tıklayın lütfen…

Caravaggio’nun en önemli özelliği o dönemde geçerli olan standart güzellik anlayışını göz ardı ederek insanı zorlayan, şok eden bir gerçeklikle resim yapmış olmasıdır.

Resimlerindeki doğal gerçeklik, Caravaggio’nun yaşadığı dönemde kazandığı şöhretin temel nedeni olmalıdır. Ancak gerek resimlerini ele alışındaki bu tutum, gerekse sanatçının skandallara yatkın kişiliği, şöhretinin etrafında pek çok tartışmanın yaşanmasına neden olmuştur.

Daha birçok şeyde olduğu gibi bazı sanat yapıtlarının tadına varılmasında, alışkanlıklarımızı ve önyargılarımızı aşmaktaki isteksizliğimizden daha büyük bir engel yoktur. Bildiğimiz bir konuyu alıştığımızdan farklı bir biçimde ortaya koyan düşünceler, yazılar hatta resimler tarih boyunca “doğru” olmadığı gibi gerekçe ile eleştirilmiştir.

“Bir öykünün sanatta canlandırılışını ne kadar sık görmüşsek, aynı konunun hep aynı örneğe uygun olarak betimlenmesi gerektiğine o kadar körü körüne bağlanırız. Kutsal konulara gelince, özellikle bu konularda duygular o doruk noktasındadır. Bilindiği gibi Kutsal Kitaplar, İsa’nın dış görüşüne ilişkin en ufak bir ip ucu vermezler. Ama Tanrı’nın bile insan biçimli hayal edilemeyeceği ve giderek, alıştığımız imgeleri ilk kez o sanatçıların yarattıkları bilindiği halde, birçokları hala, bu geleneksel biçimlerden uzaklaşmanın günah işlemek gibi bir şey olduğuna inanırlar.”

“Kocaman yürekli, devrimci” İtalyan ressamı Caravaggio, bir Roma kilisesinin sunak masasına konmak üzere kendisine sipariş edilen “Aziz Matta” tablosunu işte böyle farklı bir biçimde yorumluyor. Kendisinden istenen “şapkadan tavşan çıkarmak” gibi bir mucize. Oysa, onun gözünde Matta, bir tavşan yetiştiricisi ve asıl resmedilmesi gereken o.

Kutsal kitabın içeriğindekileri yeni bir bakış açısıyla yorumlama çabası bazılarına göre sadece kiliseyi bazılarına göre bir çok kimseyi kızdırdı. Skandal 1600 yılları dolayında etkinlik gösteren cesur ve devrimci İtalyan ressamı Caravaggio’nun etrafında koparıldı. Aziz, vahiyleri yazarken betimlenecek ve vahiylerin Tanrı’nın sözü olduğunu kanıtlamak için Aziz’in yanına esin perisi bir melek konulacaktı. Üstün bir hayalgücüne sahip ve uzlaşmasız bir genç olan Caravaggio, Aziz Matta’yı, hiç ummadığı bir anda kitap yazma durumunda kalan kalan yaşlı, yoksul bir emekçi, sıradan bir halk adamı olarak tasarlamaya çalıştı. Çalışması sonucunda, koca bir kitabı kabaca elinde tutmaya çalışan ve hiç alışık olmadığı her halinden belli yazma eylemi nedeniyle tedirginlikle alnını kırıştıran, ayakları çıplak ve kirli, başı kel bir Aziz Matta çizdi. Yanına da göklerden inip, öğretmenin küçük bir öğrenciye yaptığı gibi, azizin elini yumuşakça yöneten genç bir melek koydu.

Caravaggio tabloyu kiliseye teslim ettiğinde, halk bunu azize karşı yapılmış bir hakaret olarak saydı ve ortalık birbirine girdi. Tablo kilise tarafından geri çevrildi ve Caravaggio yeni bir çalışma yapmak zorunda kaldı. Solda gördüğünüz Aziz Matta ve Melek tablosunun ilk haliydi. Tablonun orijinalini 1815 yılında marki Giustiniani satın almış ve mirasçıları tarafından Berlin müzesine bağışlanmışsa da II. Dünya Savaşı sırasında ortadan kaybolmuştur.

Başına yeni bir bela gelmesini istemeyen sanatçı, melek veya azizlerin nasıl görünmeleri gerektiğiyle ilgili en geleneksel kalıp düşüncelere özenle bağlı kaldı. Kuşkusuz yine iyi bir tablo çıktı ortaya, çünkü Caravaggiotabloyu elinden geldiğince canlı ve ilginç kılmaya çalışmıştı. Ama buna rağmen, içimizde uyanan duygu bu ikinci tablonun, ilk tablodan daha az dürüst ve içten olduğudur. (Sağda)

Caravaggio, günümüzde kimilerine göre devrimci ruhlu, geleneklerin boyunduruğundan kendisini kurtarmaya çalışan, bir o kadar da kibirli ve asabi yaradılışlı düşünmeden bıçağını karşındakine saplayabilecek kadar da deli dolu biridir. Hayatı üzerine yazılmış eserleri okursanız, kısa süren yaşamının büyük bir kısmının fakirlik içinde geçtiği, hapishanelere girip çıkan, çoğu zaman kaçak olarak yaşayan bu arada yanında şehirden şehire sanatını taşıyan biri olduğu görülmektedir. Alışılagelmiş kalıpların dışına çıkarak azizleri bile sıradan birer insan gibi betimleyerek çığır açmıştır.

Caravaggio’nun Temmuz 1610 tarihinde Napoli’den Roma’ya doğru kaçak olarak çıktığı yolculuk son yolculuğu olur artık. Papa’dan bir af belgesi beklemektedir. Eline ulaşmayan belge yüzünden Papalık devletinin kıyılarına çıkmak tehlikeli olabilir düşüncesiyle Toskana garnizonuna ulaşır. Ancak burada tutuklanır. Tutuklanmasında bir yanlışlık yapılmıştır ve İspanyol askerler tarafından serbest bırakılır. Ancak kötü talih yakasını bırakmaz. Eşyaları ve yanında getirdiği düşünülen Vaftizci Yahya tablosu, beraber geldiği yelkenli ile birlikte ayrılmıştır karadan. Umudunu yitiren Caravaggio bazı kaynaklara göre yakalandığı ateşli bir hastalıktan, bazılarına göre Napoli’de karıştığı bir kavgada aldığı yaralardan ötürü veya bir diğer iddiaya göre de bir cinayet sonucu Porto Ercole’de karaya çıktıktan sonra 18 Temmuz 1610 yılında hayatını kaybeder ve aynı yere gömülür.

Caravaggio’nun umutlarıyla beraber, eşyalarınıda götüren yelkenlide olduğu düşünülen Vaftizci Yahya tablosunun Borghese’de veya Vincenzo Bonello’nun koleksiyonunda bulunan tablolardan biri olduğu düşünülmektedir.

Caravaggio’nun ünü ölümünden sonra 1630 yıllara kadar devam eder. Ancak 18. yüzyıl unutulduğu dönemdir. 19. yüzyıla gelindiğinde tekrar hatırlanmaya başlar. Toplumsal beğeninin sürekli değişmesi sanatçı hakkındaki kararsızlığın yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Bu yüzden hakkındaki belgeler ve biyografiler tutarlı ve kesin değildir. Caravaggio’ya duyulan ilginin artması sonucu ona ait olduğu şüpheli olan ve literatürde adı geçmeyen bazı eserler de ortaya çıkmıştır. Bilinen bazı eserlerinin akibeti bilinmemekle birlikte, bazılarından ise sadece kopyaları yoluyla bilgi sahibi olunmuştur. Roma’da Galleria Nazionale’de sergilenen Narcissus** ve yakın geçmişte restore edilen İsa’nın yakalanması*** da bunlar arasındadır. Bu tablolarla ilgili herhangi kayıt bulunmamasına rağmen teknik açıdan, ikonografik açıdan Caravaggio özellikleri taşıyan tablolar oldukları söyleniyor.

Kaynak:moleschino.org

Söyleyecek bir şeyin yok mu?