İçeriğe geçin

Sağcılık Karmaşası

Sağ kesimin savunduğu değerler başında akla ilk gelenlerdendir; vatan, millet, gelenek. Çok masum gibi gözüken savunulardır aslında. Vatanperver olmak, milletini sevmek, geleneklerine bağlı olmak. Ancak her şeyde olduğu gibi bu görüşü temsil ettiğini söyleyen, oysa hiçbir düşünce sistemiyle bağdaşmayacak, evrim sürecini tamamlayamamış insancıklar da mevcuttur.

Bu insancıklar, vatanperverliği kabadayılık, millet sevgisini faşistlik, gelenekleri ise tabular olarak görüyorlar. Daha iyi olmak gibi bir düşünceleri asla olmadı, olamaz. Bu sözde vatancıların tek amaçları, farklı bir görünüşe bürünerek daha üst mevkilere gelmek ve tabi ki vatan-millet adına daha çok kazanmak.(!)
Muhafazakar olmayı, iyisiyle kötüsüyle geçmişe bağlı kalmak sananlar aynı yerde saymaya mahkumdurlar.Ülkücülüğü, yabancı düşmanlığı olarak ananlar kapalı bir toplum olmaya mahkumdurlar.
Tabi ki bu yerinde saymalar, dışa kapanmalar bunlar için sorun oluşturmamaktadır. Bunlar için ne ülkenin durumu, ne halkın hali anlam taşımaz. Ellerinde para, kıçlarında yüksek yerlerden koltuklar olduktan sonra, ülke yansa umursamazlar. Bu vurdum duymazlık içinde bir insancık kaybolur, oluşan boşluğu başka bir insancık doldurur. Hep böyle olmuştur.
Vatan kavramını bile çıkarları için kullanan haysiyetsizlerden, ülke için ileri görüşler bekleyemezsiniz. Vatan-Millet-Sakarya öbeğini ağzından düşürmeyenler, çıkarlarına ters düşen durumlarda, bu öbeği de satmaktan geri durmazlar. “Vatan için yaptım!” cümlelerinin arkasında, buram buram vatansızlık kokmaktadır oysa. Onlar gibi düşünmeyenlere, aynı kanatta olsalar bile kavramlara onlar gözünden bakmayanlara bile taahamülleri olmayan insancıklar topluluğundan kabadayılık dışında, vurmak kırmak dışında hiçbir eylem göremezsiniz.
Bu insancıklar da, şüphesiz kendi içlerinde ayrılıyorlar. İslamcı insancıklar, Ülkücü insancıklar gibi. Aynı tarafta olmaları, temelde aynı ideolojiyi paylaşmaları bunlar için anlam ifade etmez. Bu iki taraf da; birbirini her durumda ve her yerde alt etmek için çabalar dururlar. İkisi de birbirine, “yoldan çıkmış sağcılar” gözüyle bakabilir.
Halbuki; (istisnalar hariç) bu iki topluluk da hiçbir zaman hiçbir yola girmemiştir. Bunların yolu ne din, ne de vatan yoludur. Bunların kendilerine göre görünmeyen, kendilerine bile itiraf edemedikleri bir çıkar yolu vardır. Yıllarca da o yoldan gitmeye devam ediyorlar… Bu yol bitse bile, aynı amaca hizmet eden yeni yollar açmakta da ustadırlar.
Herkes farklı bir yol tutmuşken, farklı yönleri seçmişken; bu karmaşaya karşı duracak öbekler, hem akılcı hem de tavır alıcı olmalıdır. Duruma sağ-sol olayı olarak değil, ulusal çıkarlar olarak bakabilen, kendi egolarından sıyrılmış, birlik olmayı becerebilen insanlar; bu akılsız oyunlarını bozmayı yine başaracaklardır. Biraz gayret…
E. Deniz

Söyleyecek bir şeyin yok mu?