İçeriğe geçin

Sen Varken

Seni yazmaya karar verdim ya da sen olmayan sen sandığım birini. biri var sahiden, ama silik ama karanlık. Bunca zaman kendince sürdürdüğün çoğunlukla renkli bazen sıradan dünyanı, bazen renkli çoğunlukla sıradan yapan biri. Ayrılık, kayboluş ya da yeni başlangıçlar da degiştiremedi bu dünyayı. Gücü yetmedi belki, belki de ayrılığı bilemedi.

Ayrılığı sadece biz yaşıyor olamaz mıyız? Seni bilmiyorum ama senden önce de böyleydim ben. O kısacık anlar dışında, sesini duyduğum anlar dışında hep aynıydım ben. Anladığım bir şey var; sen varken de ayrılıklar yaşıyordum. Hayatta ayrılıyordu yollarımız, dünyayla, insanlarla ayrılıyorduk.

Sesin gidince geri geliyordu hepsi, ya da ben onlara koşuyordum. Sen varken yalnızdım ben, bütün canlılar soluksuz kalıyor, nesneler biçim değiştiriyordu. Bir boşlukta asılı kalıyordu bedenim, ayaklarım yerden kesiliyor, her yer gökyüzü oluyordu seninle. Bunlar ayrılık değil mi sence?

Sen gittin, sesin gitti. Nesneler kendilerine geldi, nefes alıyorlar yine. Bense yine eskisi gibi yere basıyorum artık. Her şey yerli yerinde, gökyüzü de bir tane.

Sen varken yaşamıyormuşum ben. Ne acı ne de hüzün vardı… Oysa şimdi yaşadığımı anlıyorum. Her yanım hüzün ve yine yeniden acı çekiyorum.

Söyleyecek bir şeyin yok mu?