İçeriğe geçin

Solculuk Karmaşası

Genel anlamıyla “solculuk” çok geniş tanımları kapsamaktadır. Eşitlik, kardeşlik, özgürlük, emek gibi temel değerler herkesçe bilinenleridir. Anlam fazlalığı o kadar çoktur ki; herkes kendince doğrular yaratır ve onları savunur durur.

Her şeyin birbirine girdiği, neyin ne olduğunun belli olmadığı bu dönemde; ülkemizde saçma sapan savunu konuları da çıkabiliyor. Kendini solcu olarak niteleyip, “Eşitlik, kardeşlik” ilkesini de göz önünde bulunduran bazı kesimler PKK’yı bile savunabiliyor. Yani solcu olmakla terörü desteklemeyi bile birbirinden ayırt edemiyor. Ve bu tip insanların sayısı çoğaldıkça, zayıf olan, iyi bilinemeyen düşünceler farklı anlamlar kazanıyor. Sağ kesim sola çamur atıyor, sol kesim sağa.

Oysa ki, bu kavramları en iyi anlaması gereken ulusuz. Tarihimiz hep bu sürtüşmelerle, kavgalarla doludur. Ancak yine değişen bir şey yok. Gerici siyaset ve gerilimi seven bir hükümetle çatışmaların tekrar doğması olağan bir durum.

Sol nedir? Sol ne değildir? Sağ ile neleri ortaktır, neleri karşıttır?

Bu sorulara kağıt üzerinde, ders kitaplarında cevap verebilirsiniz. Ancak günlük yaşamda hep soru olarak kalacaktır.

Henüz savunduğu düşüncenin temelini bilmeyen yorum ve bilgi yoksunu insanlar her zaman varolacaktır şüphesiz. Asıl sorunun kaynaklarından biri de, körü körüne inanç ve özenti psikolojisidir. Bu iki neden üzerine sayfalarca yazılabilir. Ve her yazılan cümle biraz daha keskinleşir.

Sol düşüncenin kimine göre kusursuz olan bazı değerleri, başkaları için kılıf olabiliyor. Bu değerlerin arkasına saklanarak, kafalarının arkasındaki düşünceleri başkalarına kabullendirmek için kullanabiliyorlar. Bu nedenle kavram kargaşası her geçen gün daha da karmaşık hale geliyor.

Bu düşüncedeki insanları yukarılarda aramanın manası yok. Her yerdeler. Yanımızda, çevremizde, sağımızda, solumuzda. Bu “solcular”, bu “eşitlik sevdalıları”, bu “özgürlük aşıkları” o kadar körü körüne ya da amaçlı savunurlar ki kendilerini, bu sevginin fetiş boyutlara geldiğini bile düşünebilir insan.

“Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak”… İşte bu söz, bu bilgisiz insanları anlatmaya yetiyor.

Konu yapay solculuk olunca “Yeni Cumhuriyetçilere” de değinmek gerekiyor. Bu isimlerin kim oldukları hepimizce malum. Bu sözde aydınlar, kafalarında kendi çıkarları doğrultusunda ütopik bir ülke yaratmışlar. Anlamlarını bile bilmedikleri, ipe sapa gelmez değerleri savunarak farklılık yaratmak, farklı görünmek ve bunun neticesinde de maddi çıkar sağlamak bu sözde aydınların arka taraflarındaki düşüncelerdir. Bu insanların, kendilerince savunacak anları geldiğinde, saçma sapan fikirlerini söylemek için ne kadar para talep ettiklerini daha öncelerden biliyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu siyasi çıkmazlar, ekonomik çöküntüler bu insanlar için hiçbir zaman önemli olmadı. Olmayacak da. Solculuğu kendi çıkarları için kullananlar, temelde bencilce hatta faşistçe değerler taşıyorlar. Bu karmaşa düzenini de kendilerine kalkan yapmaktan çekinmiyorlar.

Herkes farklı bir yol tutmuşken, farklı yönleri seçmişken; bu karmaşaya karşı duracak öbekler, hem akılcı hem de tavır alıcı olmalıdır. Duruma sağ-sol olayı olarak değil, ulusal çıkarlar olarak bakabilen, kendi egolarından sıyrılmış, birlik olmayı becerebilen insanlar; bu akılsız oyunlarını bozmayı yine başaracaklardır. Biraz gayret…

E. Deniz

Söyleyecek bir şeyin yok mu?